MEDYA

UCUZ KREDİ

BABACAN

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ

OTOMOBİL

PARA KREDİ

EMLAKÇILAR

SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

SİNEMA REHBER

DEDE TORUN

SONTURCO


Mazotu ‘katır’la kaçırıyorlar

29/5/2009
Türkiye genelinde vergi kayıplarıyla 7-8 milyar doları bulan akaryakıt kaçakçılığının önüne geçilemiyor

Van’da kaçakçılar İran’dan yüzlerce at ve katıra yükledikleri kaçak akaryakıtı yurda sokuyor. Sadece 2008’de yapılan operasyonlarda 61 bin ton kaçak benzin, 946 bin ton kaçak motorin ele geçirildi.

Türkiye’de mali boyutu milyarlarca doları bulan kaçak akaryakıt ticareti tüm mücadelelere rağmen önlenemiyor. Son olarak Van’ın İran sınırındaki köylerde kaçakçıların binlerce at ve katır kullanarak yurda tonlarca kaçak mazot ve benzin soktuğuna ilişkin fotoğraflar, kaçakçılığın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
Kaçakçıların at-katır filosu
Foto galeri için tıklayın

Bölgede jandarmanın sadece 2008 yılı içerisinde 1 milyon tonun üzerinde kaçak akaryakıt ele geçirdiği belirtildi. Van, sadece akaryakıt değil yine İran’dan getirilen ve iç piyasada satılan kaçak sigara, şeker ve çayın da merkezi olarak gösteriliyor. Ancak, bu kaçakçılık türleri arasında getirilen miktar bakımından en önemli yeri kaçak akaryakıt oluşturuyor.

Bidonlarla getiriyorlar

İran’da ucuz alınan akaryakıt, at ve katırların sırtında sınır köylerine, buradan da araçların depolarında veya 20 litrelik bidonların içerisinde Van kent merkezine veya Hakkari, Bitlis, Ağrı gibi yakın illere götürülerek satılıyor. Sınır köylerinde her kaçakçının 5-10 katır ve atı bulunuyor. Bu hayvanlar toplamda binlerce rakamlarla ifade edilebilecek sürüler oluşturuyor. Oluşturulan bu at ve katır sürüleriyle de sınırdan tonlarca akaryakıt yurda sokuluyor. Kaçak akaryakıtın taşınmasında en önemli görevi üstlenen at ve katırlara, gereken özen de gösterilmiyor. Sürülerin geçtiği güzergahta onlarca at ve katır leşi görmek mümkün.

Terör örgütü nemalanıyor

Van genelinde Jandarma ekipleri 2008 yılı içerisinde kaçakçılara yönelik bin 644 operasyon gerçekleştirdi. Bu operasyonlarda bin 932 kişi gözaltına alınırken, bunlardan 243’ü tutuklanarak cezaevine konuldu. Operasyonlar sonucunda 61 bin ton kaçak benzin, 946 bin ton motorin, bir ton 335 kilo 837 gram eroin, bir ton 835 kilo 202 gram esrar, 4 milyon 758 bin 114 paket kaçak sigara, 440 kilo çay, 701 kilo şeker ele geçirildi. Ayrıca yasa dışı yolardan geçerek yurda giren 5 bin 490 kaçak da yakalandı.

Van Emniyet Müdürü M. Salih Kesmez, Van’da kaçakçılığın her türlüsüne rastlandığını belirterek, “Başta uyuşturucu kaçakçılığı yapılmakta. Uyuşturucu Van üzerinden Türkiye’ye giriyor. İstanbul ve Edirne üzerinden de Avrupa ülkelerine götürülüyor. Ayrıca bunun dışında akaryakıt kaçakçılığı var. İlimize komşu olan İran’da akaryakıt fiyatlarının çok düşük, bizde ise yüksek olması, arz talep dengesini sağlama nedeniyle ülkemize kaçak şekilde hem mazot hem benzin giriyor. Terör örgütleri de kaçakçılıktan nemalanıyor” diye konuştu.

Parasal kayıp 8 milyar $’ı buluyor

- Türkiye’ye yılda 2.5 milyon ton kaçak akaryakıt girdiği belirtiliyor. Kaçak akaryakıtın parasal değeri 4.5 milyar dolar. Devletin vergi kaybı da eklendiğinde kayıp 7-8 milyar doları buluyor.

- Ülke genelinde tüketilen benzinin yüzde 20’sinin kaçak olduğu iddia ediliyor.

- Kaçak petrol Doğu ve Güneydoğu Anadolu sınırlarından TIR’lar yoluyla, Antalya ve Mersin’den deniz yoluyla, Karadeniz ve Marmara Denizi’nden ise çoğunlukla balıkçı tekneleriyle geliyor.

- Akaryakıt kaçakçılığı ile mücadelede 2008 yılı içerisinde toplam 756 adet operasyon yapıldı. 3 milyon 754 bin 89 litre kaçak akaryakıt ve türevleri ele geçirildi.

- 2008 yılında meydana gelen akaryakıt kaçakçılığı olay dağılımında ilk on il ise Gaziantep, Van, Şanlıurfa, Hatay, Hakkari, Mardin, Iğdır, Şırnak, İstanbul ve Kocaeli olarak sıralandı  kaynak vatan

Ebu Garib'teki tecavüz fotoğrafları

28/5/2009
büyük halleri için üzerine tıklayın
  • ABD Başkanı Obama'nın yayınlanmasına karşı çıktığı yeni fotoğraflarda Amerikan askerleri bir kadın mahpusa tecavüz ediyor, bir diğerinde bir erkek mahkuma, bir diğerinde ise…

    Amerikalı emekli bir general, Iraklı mahpuslara işkence ve tecavüz görüntülerinin yer aldığı fotoğrafların, ABD Başkanı Barack Obama'nın yayımlanmasını istemediği fotoğraflar arasında bulunduğunu belirtti.

    İhlal iddiaları üzerine Irak'taki Ebu Garib tutukevinde soruşturma yürüten emekli Tümgeneral Antonio Taguba, İngiliz Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan makalesinde, "tüyler ürpertici" olarak nitelediği bu fotoğrafların yayımlanmaması yönündeki Obama'nın kararına kendisinin de katıldığını ifade etti.
    Gazeteye göre, yeni fotoğraflardan en az birinde bir Amerikan askerinin bir kadın mahpusa tecavüzü, bir diğerinde bir erkek mahkuma tecavüz, bir diğerinde daha bir kadın mahpusun vücudunun üst tarafındaki kıyafetlerin zorla çıkarılması, başka fotoğraflarda da mahpuslara cop, tel gibi cisimlerle tecavüz görüntüleri yer alıyor.
    Taguba, "adli amaç dışında yayımlanmalarının amacının ne olduğuna emin değilim ve yayımlanmaları, dış politikamızın tek koruyucuları olan askerleri en çok ihtiyacımız olduğu dönemde tehlikeye atacaktır" dedi.
    Gazete, Ebu Garib'teki işkence ve kötü muamele uygulamalarının Taguba'nın 2004'teki raporunda da yer aldığını, ancak asıl konunun, ortaya çıkan, ancak bugüne kadar hiç yayımlanmamış fotoğrafların bulunması olduğunu vurguladı.
    Böylece Taguba da gazeteye yayımlanmamış fotoğrafların varlığını doğruladı.
    Irak'taki Ebu Garib cezaevinde mahpuslara kötü muameleyi gösteren yeni fotoğraflarda, önceden belgelenenlerden çok daha ağır ihlallerin yer aldığını belirten Telegraph gazetesi, Obama yönetimine dün gece elektronik posta yoluyla açıklama için yaptıkları başvuruya henüz yanıt alamadıklarını duyurdu.

    SKANDAL 2004'TE PATLAK VERMİŞTİ
    Ebu Garib skandalı Amerikalı askerlerinin çektiği fotoğrafların 2004'te ortaya çıkmasıyla patlak vermişti.
    The Telegraph gazetesi, yeni fotoğrafların 2001-2005 yılları arasında Ebu Garib ve diğer 6 tutukevindeki 400 ihlal vakasıyla ilgili olduğunu belirtti.
    Amerikan Federal Temyiz Mahkemesi hakimleri, Amerikalı personelin ihlalleriyle ilgili fotoğrafların yayımlaması yönünde karar vermişti.
    Amerikan Medeni Haklar Birliği (ACLU) tarafından Adalet Bakanlığı aleyhine açılan davaların art arda kaybedilmesi üzerine de, Pentagon fotoğrafları 28 Mayıs'ta yayımlama yönünde karar almıştı.

    OBAMA: "ABD ASKERLERİNİ TEHLİKEYE ATAR"
    Ancak Barack Obama'nın daha önce söz vermesine rağmen iki hafta önce, Irak ve Afganistan'daki Amerikalı personelin zanlılara yaptıkları kötü muameleyi gösteren fotoğrafların yayımlanmasına karşı çıktığı ve hukuk danışmanlarına, fotoğrafların yayımlanmasının ABD askerlerini tehlikeye atacağını söylediğini bildirilmişti.
    Obama'nın fotoğrafların özellikle bu zamanda yayımlanmasının, Amerikan güçlerini tehlikeye atmanın yanı sıra Irak ve Afganistan gibi yerlerde ABD'nin işini daha da zorlaştıracağına inandığı kaydedilmişti.
    Barack Obama yönetimi nisan ayında fotoğrafların yayımlanacağını ve ACLU'nun başvurusu lehine karar alan mahkemeye karşı yüksek mahkemeye gitmeye gerek olmadığını bildirmişti.
    Obama'nın üst düzey askeri yetkililerle görüşmesinden sonra fikrini değiştirdiği yorumları yapılıyor.
    Fotoğrafların yayımlanmasını sağlamak için yıllardır uğraşan Medeni Haklar Birliği, fotoğrafların, mahpuslara kötü muamelenin Irak'ta ve diğer bazı yerlerde bilinenin çok ötesinde olduğunu gösterdiğini kaydetmişti.
    Birliğin avukatları, bu fotoğrafların, ABD personelinin zanlılara kötü muamelesinin münferit değil, yaygın olduğunun kanıtı olduğunu söylemişlerdi.  kaynak milliyet

Cem Garipoğu'nu Moskova'da görenlerin sayısı artıyor

28/5/2009

MOSKOVA / DHA

İki Türk, Türkiye'nin Moskova Büyükelçili'nde görüldüğü iddialarının gündeme geldiği dönemde Garipoğlu'nu kentin değişik yerlerinde gördüklerini öne sürdüler

İstanbul'da 2 ay önce başı kesildikten sonra cesedi gitar kutusuna konulan Münevver Karabulut'un katil zanlısı olarak her yerde aranan Cem Garipoğlu'nun Moskova'da görüldüğünü iddia edenlerin sayısı artıyor.

Daha önce Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği konsolosluk bölümüne geldiği ve pasaport işlemleri yapılırken, konsolosluk görevlisinin şüphelenmesi üzerine Garipoğlu'nun büyükelçilikten hızla uzaklaştığı belirtilmişti. Aynı tarihlerde Garipoğlunu Moskova'nın değişik yerlerinde gördüklerini iddia eden iki Türk iş adamı daha ortaya çıktı.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen kişilerden ilki, Garipoğlu olduğunu düşündüğü kişiyi Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği'nin birkaç yüz metre ilerisindeki Europeyski İş Merkezi'nde gördüğünü iddia etti. Bu tür şeylerle anılmak istemediği için isminin yazılmasını istemediğini belirten görgü tanığı, “Bundan yaklaşık 20-25 gün kadar evvel, iş merkezinin yemek bölümünün olduğu kattaydım. Yüzü hiç yabancı gelmeyen birisini gördüm. Ama o an kim olduğunu çıkaramadım. Sonradan televizyonda gördüğümde hatırladım. Cem Garipoğlu iş merkezinde satıcı ile Rusça bilmediği için yabancı dil konuşarak anlaşmaya ve yiyecek bir şeyler almaya çalışıyorduö dedi.

Görgü tanıklarından ikinci kişi ise, Garipoğlu'nu Leninski Prospekt üzerinde Kafe 15 denen yerde gördüğünü iddia ederek, “Kesin o idi. 20 gün kadar oldu. Kafe 15, iş yerime yakın olduğu için arkadaşlarımla hep orada yemek yeriz. O gün gene oraya gittik. Yüzü hiç yabancı gelmeyen bir kişi gördüm. Yanında da ona benzeyen başka birisi vardı. Derken kafamda o an canlandı ve yanımdakilerine 'Baksanıza bu o, kız arkadaşını öldürüp Rusya'ya kaçan kişi değil mi?' diye sordum. Yüksek sesle konuşunca sanırım sesimi duydu ve ben ona dikkatli dikkatli bakınca rahatsız olup Türk olduğu anlaşılmasın diye yanındaki ile yabancı dil konuşmaya başladı. Daha sonra ise yemeklerini bile bitirmeden çıkıp gittiler. Kafasının üzerinde bir güneş gözlüğü vardı. Saçları ve sakalı hafif uzamıştı. Gördüğüm kişinin Cem Garipoğlu olduğuna yüzde doksan eminimö diye konuştu.

31 PLAKALI ARAÇLARA RUSYA GÜMRÜĞÜNDE DAHA SIKI KONTROL
Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan isimsiz mektupta yer alan iddialara göre Cem Garipoğlu'nun Rusya'ya 31 plakalı bir araçla kaçırıldığı iddiası Rusya ile çalışan Hataylı sebze-meyve satıcılarını zorda bıraktı. Türkiye'den Rusya'ya gelen 31 plakalı araçların tamamına yakını yaş sebze -meyve taşıyor.

Moskova'nın iki büyük sebze-meyve pazarından biri olan Hlebnikova pazarında bulunan Türkler sürpriz mektupta yer alan iddiaların gerçek olmadığını ve Hatay'ı karalamak için bilinçli olarak söylendiğini iddia ediyorlar. Mektuptan sonra Rus gümrüklerinde 31 plakalı araçlara daha sıkı kontroller yapılmaya da başlandığını belirten yaş sebze-meyve satıcıları bu işin sanki kasıtlı yapılmış gibi algıladıklarını belirterek, “İşin aslını tam olarak bilmiyoruz ama mektupta söylendiği gibi Cem Garipoğlu'nun Türkiye'den Moskova'ya kadar getirilmesi bize zor gibi gözüküyor. Fakat doğru veya yanlış bilmiyoruz ama olan biz burada iş yapanlara oldu. Biz burada ekmeğimizin derdindeyiz. Ama bu olayla birlikte sıkı olan Rus gümrükleri 31 plakalı araçlar için daha da sıkılaştı. Biz de yaş sebze -meyve taşıyoruz. Anlayacağınız zamanla yarışıyoruz. Beklemeye gelmiyor. Hemen bozuluyor. O mektup bize zarar verdiö diye dert yandılar.  kaynak milliyet

Münevver'in raporu tüyler ürpetti

28/5/2009

Okurken tüyleriniz diken diken olacak. Münevver Karabulut'un otopsi raporu insanı dehşet içinde bırakıyor.

Münevver Kurubulut sağken kafasını kesmişler. Zanlılar vücudu üçe bölmek istemiş. Kanında alkol ya da uyuştucu tespit edilmedi.

Münevver cinsel ilişkiye zorlandığı için direndi ve zanlılarda saldırı dozunu artırdı. İç çamaşırında üç yerde sperm izi bulundu. Genç kızın vücudunda 13'ü başında olmak üzere 29 değişik kesik tespit edildi.

Bugüne kadar medyada bu denli ayrıntılı otopsi raporu yayınlanmamıştı. Sabah gazetesi dehşet rapora ulaştı. Raporda yer alan ifadeler insanın tüylerini diken diken ediyor. Muhabir Orhan Yurtsever raporun ortaya koyduğu bulguları uzmanlara sordu.

İç çamaşırlarındaki sperm lekesinden cinsel ilişkiye zorlandığı anlaşılan Münevver'in direnmesinin, katil ya da katillerinin saldırı dozunu artırdığını gösterdiği belirtildi.

Genç kızın vücudunda, 13'ü başında olmak üzere 29 değişik kesik tespit edildi. Bunlardan boynun hemen altında bulunan ters 'V' şeklindeki 2 kesik ile göbeğin hemen altındaki 20- 25 santimetre uzunluğunda 4 yatay kesik dikkat çekti.

BİRDEN FAZLA ERKEK
İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nce hazırlanarak cinayet soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Faruk Erşen Yılmaz'a gönderilen raporda Münevver'in son olarak sol köprücük kemiği hizasından 3 öldürücü bıçak darbesinin ardından, boynun kesildiği kaydedildi.

ALKOL BULUNMADI
Münevver'in sağ el 3'üncü parmağının eklem kökünde ve sol el 2'inci parmağı ile her iki bileğinin üst kısmında kesikler mevcut. Yine sol kolun ön bölümünde iç ve dış yanda 3 ve 4 santim uzunluğunda iki kesik tespit edildi. Kanında ve midesinde yapılan incelemede alkol ve uyuşturucuya rastlanılmayan Münevver'in vücudunda da sperm tespit edilemedi. Ancak külotunda bir yerde ve boxer iç çamaşırında 3 yerde kanla birlikte sperm tespit edildi.

YAŞARKEN KAFASINI VÜCUDUNDAN AYIRDILAR
İstanbul Adli Tıp eski Morg Dairesi Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürsel Çetin'in adli tıp raporuna yorumları şöyle:  Münevver henüz yaşarken başını vücudundan ayırmışlar. 

EL YARALARI
Bu cinayette en çarpıcı şey Münevver'in karnındaki 4 adet paralel şekilde 20-25 santimetre uzunluğundaki kesikler oluşturulması. Bunun yapılabilmesi için genç kızın sabit olarak tutulması lazım. Ya ellerinin bağlanması, ya da birileri tarafından ellerinin tutulması gerekir.


SIRTINDAN TOPRAK PARÇALARI ÇIKTI


Birbirinden ayrılmış halde bulunan gövde ve kafada kan bulaşıklıkları ve sırtta toprak bulaşığı ile ilgili yorum): Cesede toprak bulaşmış olması, 'Acaba öldürülürken toprağa mı yatırıldı?' şüphesini uyandırıyor.

AYİN CİNAYETİ
(Rapordaki, düzgün kenarlı, bir açısı dar, bir açısı geniş delici alet, ayrıca çok sayıda çentik bulunan yaraların olmasıyla ilgili yorum) : İlk görünüşte bir bıçak, bir de testere kullanılmış gibi. Ama çok sayıda kesik olması benzer özelikte bıçakların da kullanılmış olabileceğine işaret ediyor. Adlı tıp raporuna göre Münevver hamile değil. Genç kız bakire. Cinayetin vahşice işlenişi, basit bir aşk cinayeti olmadığını gösteriyor. Bu bir ayin cinayeti gibi görünüyor.

YAPANLAR PSİKOPAT VE NEFRETLE DOLU
Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamit Hancı raporun, psikopat ruhlu kişilerce işlendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Prof. Hancı'nın çarpıcı yorumları ise şöyle:

KAFASINA VURULMUŞ
Bu cinayet, vahşi ve sadistçe işlenen bir cinayet. Bunu genç kızın boğazının hayattayken canlı canlı kesilmesinden anlıyoruz.


OMURGALARA KADAR KESİK GİTMİŞ

Münevver'in boyunda çok miktarda bıçaklama izi var. Çok uğraşmışlar. En sonunda testere gibi kesici kullanılmış. Boynu hem bıçaklanmış, hem kesilmiş. Yemek borusu, soluk borusu, boyun omurları kesilerek, omurgalara kadar kesik gitmiş. Bu da bu cinayetin nefret, şiddet, vahşetle işlendiğini gösteriyor.


3'E BÖLECEKLERDİ

En çarpıcı örneklerden biri de karnındaki 4 tane paralel, 20-25 cm'lik kesikler. Genç kızın bedenini üçe böleceklermiş, ama kesiklerle kalmışlar.

DİRENMİŞ
Genç kızın el ve kollarındaki yaralar ve kesik izleri ise, kendini savunduğunu gösteriyor.kaynak  milliyet

Hiç yayınlanmamış fotoğraflarla Kurtuluş Savaşı destanı

28/5/2009
Önceki ...  1  |   2  |   3  |   4  |   5  |   6  |   7  |   8  |   9  |   10  |   11  |   12  |   13  |   14  |   15  |   16  |   17  |   18  |   19  |   20  |   21  |   22  |   23  |   24  |   25  |   26  |   27  |   28  |   29  |   30  |   31  |   32  |   33  |   34  |   35  |   36  |   37  |   38  |   39  |   40  |   41  |   42  |   43  |   44  |   45  |   46  |   47  |   48  |   49  |   50  |   51  |   52  |   53  |   54  |   55  |   56  |   57  |   58  |   59  |   60  |   61  |   62  |   63  |   64  |   65  |   66  |   67  |   68  |   69  |   70  |   71  |   72  |   73  |   74  |   75  |   76  |   77  |   78  |   79  |   80  |   81  |   82  |   83  |   84  |   85  |   86  |   87  |   88  |   89  |   90  |   91  |   92  |   93  |   94  |   95  |   96  |   97  |   98  |   99  |  Sonraki
Hiç yayinlanmamis fotograflarla Kurtulus Savasi destani
Pek çok şeyi unutsanız da, gördüğünüz fotoğrafları unutmazsınız. İstanbul'da bugün keyifle yürüdüğünüz Galata ve Beyoğlu'nda bir zaman işgal güçlerinin yaptığı törenlere bakın; 'Yaz gelse de bir an önce oralara kaçsak dediğiniz Ege'nin nasıl darmadağın olduğuna bakın; düşmana karşı erkek gibi direnen Kara Fatma'nın, Bodrum'daki işgal güçlerini kurşunlarıyla püskürten Ümmüşen Hanım'ın gözlerine bakın. Bu ülkenin bugünlere nasıl geldiğini, düşünmeden ezberlediğiniz pek çok sözden, şiirden daha iyi anlatacaklar size. Milli mücadelenin başlamasının 90'ıncı yıldönümünde, bu fotoğraflar geçmişle bugün arasında köprü olacak.
Kategori : Sıcak HaberGörüntüleme : 29215
« Önceki :: Sonraki »

Blogcu ile yapıldı