MEDYA

UCUZ KREDİ

BABACAN

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ

OTOMOBİL

PARA KREDİ

EMLAKÇILAR

SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

SİNEMA REHBER

DEDE TORUN

SONTURCO


Tekken 6 Oyun İçi Videolar

11/7/2007

Namco'nun popüler 3D dövüş oyunu Tekken, altıncısıyla kaldığı yerden devam ediyor. Japonya'da oyun salonlarına giriş yapan Tekken 6 ile ilgili videolar oyun hakkında detayları veriyor. Tekken 6 henüz PC, PS3, PSP, Xbox 360 platformları için çıkartılmadı ve net bir çıkış tarihi yok.









Kaynak: gamespot.com , destructoid.com

İnternet medyası masaya yatırıldı

2/6/2007


İnternet Günleri etkinliği çervevesinde düzenlenen ve moderatörlüğünü Sabah Gazetesi başyazarı Mehmet Barlas'ın yaptığı "İnternet ve Medya" panelinde internet medyasının bugünü ve geleceği ele alındı.

Sabah Gazetesi İnternet Editörü Bülent Denli, doğru kullanılmaz ise internet tehlikeli bir silaha dönüşebileceğine dikkat çekerek, "İnternet medyasında iinsan hakları ve bireysel özgürlükleri bilen, bunları iyi süzecek kapasiteli insanların çalışması gerekiyor" dedi.

İnternette de ombutsmanlık müessesesinin hayata geçirilmesinin önemini vurgulayan Denli, şöyle konuştu: "İnternet kullanıcısı eğitimli bir kitle. İnternete içerik sağlayan kişiler son derece kapasiteli olmalı. İnternet gazeteciliği yapacak isek mevcut gazetelerden daha kapasiteli organizasyonlar yapmak durumundayız. Kaliteli insanla, kaliteli internet diyorum."

Sabah Gazetesi İnternet Editörü Bülent Denli, internet medyasında çalışanlara gazetecilik kimliği vermenin gerekli olduğuna işaret etti.

Hukukçu Adem Sözüer de internet gazeteciliğiyle ilgili bir yasal düzenleme getirilmesinin önemine dikkat çekti.

Hürriyet Gazetesi'nden Fatih Çekirge, gazetede yapılamayan pek çok şeyi internette yapmanın mümkün olduğuna ve interaktiviteye işaret ederek, "İnternet gazetenin ve televizyonun yapamadığını yapabiliyor. Gazete-interneti karşısında gazetenin hiçbir şansı yok. İstediğiniz an yenileyebiliyorsunuz" dedi.

Zaman Gazetesi'nden Ekrem Dumanlı internetin bilgi çöplüğüne dönüşmesinden endişe duyduğunu dile getirerek, "İnternetin sağlıklı bir yere gitmesi için çeşitli düzenlemeler gerekiyor. Markalaşma çok önemli. Yarın ne söylendiği kadar kimi söylediği ve markanın güvenilirliği büyük önem kazanacak" açıklamasını yaptı.

Gazeteci yazar Nazım Alpman da internetin gazeteciliğe etkisini vurgulayarak, "Gelecek internette. İnternet gazeteciliğin ufkunu genişletti. Gelişen teknolojiler gazetecilere çok iyi olanaklar sağlıyor" diye konuştu.

ÖDÜLLER DAĞITILDI

Öte yandan İnternet Günleri etkinliği çerçevesinde Sabah Gazetesi Başyazarı Mehmet Barlas'a, Sabah Gazetesi İnternet Editörü Bülent Denli'ye ve hukukçu Adem Sözüer'e de internete katkılarından dolayı ödül verildi.


"ÇAYA ÇORBAYA NANE, LİMON NEYSE BİZİM İÇİN DE İNTERNET O"

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, internetin suç aracı olarak kullanılmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, ''Kimse bizi interneti zapturapta almaya soyunmuş biri gibi görmesin. Bu, bu yönüyle (internet üzerinden işlenen suçlar) bizim toplumumuzu, insanımızı, geleceğimizi tehdit eden bir alandır'' dedi.

Yıldırım, İnternet Medyası Derneği tarafından düzenlenen ''İnternet Günleri'' haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, internetin çağın icadı olarak nitelendirilebilecek önemde olduğunu vurguladı.

İnternet sayesinde artık küresel bir köy olan dünyada bilginin çok rahat dolaşabildiğine ve dışardan gelen bilgiler arasında kirlenen bilgilerin de yer aldığına dikkat çeken Yıldırım, ''Çaya çorbaya nane, limon neyse bizim için de internet o... Biz naneyi, limonu şifa için alırız. İnternette şifa da var, yan tesirler de var. İkisini birbirinden ayırmamız lazım'' diye konuştu.

Bakan Yıldırım, internetin suç aracı olarak kullanılmasına müsaade etmeyeceklerini kaydederek, ''Bu benim görevim değil. Bu toplumun her ferdinin görevidir. Kimse bizi interneti zapturapta almaya soyunmuş biri gibi görmesin. Bu, bu yönüyle bizim toplumumuzu, insanımızı, geleceğimizi tehdit eden bir alandır. Bunu da şimdiden görmemiz lazım. Her zaman geç kalmayalım, bu sefer erken davranalım dedik ve yola çıktık'' şeklinde konuştu.

İnternet üzerinde ağırlıklı olarak dış kaynaklı, suç teşkil eden eylemlerin söz konusu olduğunu ve çocuk istismarı, fuhuş, şans oyunları, kumar, intihara yönlendirme, devletin birliğin ve beraberliğine yönelik bölücü faaliyetler gibi suçların artık internet ortamına taşındığını belirten Yıldırım, internetin özgürlüğünü kısıtlamadan suç oluşturmadan bunların önlenmesi gerektiğini vurguladı.

İNTERNET SUÇLARINA İLİŞKİN DÜZENLEME...

Bu yönde bir adım attıklarını ve tehlike büyümeden, kapıyı çalmadan, toplumu zehirlemeden bir şeyler yapmaya karar verdiklerini dile getiren Yıldırım, konuya ilişkin bir düzenleme yaptıklarını ve bunun geçen hafta Adalet Komisyonu'nda kabul edildiğini aktardı.

Yıldırım, bu düzenlemenin Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak tanımlanmış ve internet ortamında işlenme kabiliyeti olan çocuk istismarı, pornografi, fuhuş, kumar, sağlığa aykırı ürünlerin pazarlanması ve Cumhuriyet'in Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk aleyhine işlenen 6 suçu kapsadığını, söz konusu suçların yüzde 96-99 arasının dış kaynaklı olduğunu, yüzde 1'in altındaki suçların Türkiye'de işlendiğini söyledi.

Suç oluştuktan sonra peşine düşüp mücadele etme şansı olmadığına işaret eden Yıldırım, mücadelenin toplumsal bir uzlaşma çerçevesinde alınacak tedbirlerle gerçekleştirilebileceğini vurguladı.

Binali Yıldırım, düzenlemede suçların madde numarası ve suç türüyle ilgili bütün detayları içerecek şekilde yer aldığına değinerek, bunu izleyecek ve uygulayacak bir kurul oluşturulduğunu, kurulun Bakanlık bünyesindeki internet kurulu ile müşterek çalışacağını, ayrıca internet, altyapı ve içerik sağlayıcılar ile arama motorları gibi herkese sorumluluklar verileceğini anlattı. Yıldırım, uygulamada tüm kimlik ve adres bilgilerinin yer alacağını, suç bilerek ve niyetli bir şekilde işleniyorsa kişinin sorumlu tutulacağını kaydetti.

''DIŞARDA ŞİRKETLEŞMİŞ 40 BİNİN ÜZERİNDE SİTE VAR''

Son zamanlarda bu konuyla ilgili öne sürülen bazı fikirlerin yasayı incelemeden, ''toptancı bir yaklaşımla'' dile getirildiğini aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

''Yasanın isabetli uygulanıp uygulanmaması toplum olarak duyarlılığımıza bağlı. Birlikte bu güzel nimetin zararlı etkileriyle mücadele edeceğiz. Bu, internete sansür değil, internet üzerinden işlenen suçlara karşı bir sansürdür. Bunu özgürlük ile güvenlik arasına sıkıştırmak yönünde ne düşüncemiz oldu, ne de buna alet olmayı düşündük. Gayet iyi niyetle hazırlanmış bir şeydir. Toplumun bu yönde beklentisi vardır. Bebeklere yönelik yapılanları hatırlayın, iğrenç bir hadisedir. Dışarda bu şekilde profesyonel, şirketleşmiş 40 binin üzerinde site var. Bunlar hiçbir engel tanımadan Türkiye'ye gelebiliyor. Biz öneri bekliyoruz. Her şeye karşı çıkmayı zaten siyasette yapanlar var. Bilim adamlarının ise öneri, alternatif getirmesi lazım. Hemen kırmızı kart göstermek siyasetin üslubudur.''

Binali Yıldırım, internet haberciliğine ilişkin talep edilen yasal düzenlemenin de yapılacağını bildirdi.

''ARTIK TOPU, TÜFEĞİ OLAN DEĞİL BİLGİYİ KULLANAN ÖN ALACAK''

Bilgi çağının en önemli özelliğinin artık silahı, topu, tüfeği olan ülkenin değil bilgiye hakim olan ve bilgiyi kullanan ülkelerin ön almaya başlaması olduğunu vurgulayan Yıldırım, Türkiye'de internet konusunda 2001 yılından sonra ciddi ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Bakan Yıldırım, ''Demek ki biz 1993 ile 2002 arasında biraz gevşek davranmışız, gerekli çalışmaları yapamamışız. İnternet altyapısını güçlendireceğimiz yerde, oturmuşuz (Türk Telekom kaç para eder, kim alır) diyerek Türk Telekom üzerinde siyaset yapmışız ve bu arada bilişim teknolojileri altyapısını ihmal etmişiz. 167 yıllık şanlı tarihi olan bu kuruluşumuzun giderek klasik haberleşme hizmetleriyle sınırlı kalmasını seyretmişiz'' şeklinde konuştu.

Türk Telekom'un 2002'lerde internet iletişiminde altyapının öneminin farkına vardığını ifade eden Yıldırım, ''İnternette patika yollar dönemi Türkiye'de 10 sene sürmüş. 2003'ün başından itibaren internette otoyollar dönemini başlatmış oluyoruz'' dedi.

''TOPLUM HAZIR, HAZIR OLMAYAN BİZLERİZ''

Geniş bant internet erişimi, internet ve bilgisayar kullanımı konusunda gelinen noktayı anlatan Yıldırım, Türkiye ve Türk insanının bilgi toplumuna dönüşüm için hazır olduğunu vurgulayarak, ''Hazır olmayan kim? Hazır olmayan bizleriz. Biz hazırlıksız yakalandık. 10 seneyi boşa geçirdik. 1993-2002 arasını maalesef verimli kullanamadık. Şimdi de (zamanımız yok) diyoruz. Ancak son 4 yılda yaşanan gelişmelerle, bilgi iletişiminde ülkeyi Kuzey Afrika seviyelerinden Avrupa seviyelerine çıkardık'' görüşünü aktardı.

İnternet konusunda Türkiye'nin daha gidecek çok yolu bulunduğunu dile getiren Yıldırım, ''Artık bundan sonra biz istemesek de, bu konuda mazeret üretmeye çalışsak da toplum bizi zorluyor, gelişmeler bizi iteliyor, ülkemizin geleceği bizi zorluyor. Bundan sonra gece gündüz demeden bilgi toplumuna dönüşüm için gerekli çalışmaları tüm sektör oyuncularıyla birlikte gerçekleştirmemiz lazım'' dedi.

Bakan Yıldırım, 2013 hedefinde, halkın yüzde 50'sinin işlerini zamandan ve mekandan bağımsız halde 7 gün 24 saat yapabilir hale gelmesini amaçladıklarını kaydetti.

3. NESİL CEP TELEFONLARI...

2-3 yıl içinde nüfusun tamamı cep telefonu abonesi olursa şaşırmamak gerektiğine işaret eden Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:''Bilgi toplumuna geçişte en önemli hususlardan bir tanesi de 3. nesil cep lisansıdır. En geç Haziran başında 3. lisansın ihalesini gerçekleştiriyoruz.

Böylece sadece ses iletimi değil, daha birçok katma değerli hizmetleri, veri iletimi, video, görüntü iletimi gibi birçok şeyi yapabilir hale geleceğiz. Artık cep telefonu telefon hizmeti dışında bizim yol rehberimiz olacak, maçları seyretmek, istediğimiz filmleri izlemek için bizim televizyonumuz olacak. Cep telefonu bizim sekreterimiz, yardımcımız, yatırımcımız olacak. Böyle bir dünyaya gidiyoruz. İşin şakası yok. Her şey otomatiğe bağlanacak.''


DOANY:3. ve 4. GSM LİSANS SÜREÇLERİNDE SORUNLAR VAR

Bu arada etkinlik çerçevesinde düzenlenen "Teknoloji Bizi Nereye Götürecek" panelinde konuşan Türk Telekom Üst Yöneticisi (CEO) Paul Doany, numara taşınabilirliğinin ve operatörlerin gelecekte ne olacağını bilmesinin önemine işaret ederek, ''Numara taşınabilirliğinin olmayacağını söylerseniz, bu iyi birşeydir. En azından ne olacağını bilirler. Ama olacağı söylenir, sonra da olmazsa, bu sorun yaratır'' dedi.

Doany, telekom sektörünün geçmişte bazı güçlüklerle karşı karşıya kaldığını belirterek, bu güçlükleri yenmede liderlik ve kararlılığın, öngörülü davranmanın ve AB mevzuatına uygun düzenlemelerin önemine değindi.

Doany, 3. ve 4. GSM lisans süreçlerinde yaşanan sorunlar sonucunda 3. bir GSM operatörü olarak, Türk Telekom'un yüzde 81 hissesine sahip olduğu Avea'nın kurulduğunu ve bu süreçte hukuki berraklığın eksik olmasının ve operatörlerin davranışlarının etkili olduğunu söyledi.

Telekom sektörünün büyük yatırım gerektiren bir sektör olduğuna ve bugüne kadar mobil sektörde en az 13-14 milyar dolar yatırım yapıldığına, 5 milyar dolar lisans yatırımıyla birlikte toplam yatırımın neredeyse 20 milyarı bulduğuna dikkati çeken Doany, geçmişteki hataları gelecekte tekrarlamanın büyük talihsizlik olacağını kaydetti.

Doany, örneğin Telsim'i satın alan kişilerin meşru bazı beklentilerine işaret etmek istediğini belirterek, ''Numara taşınabilirliği meselesi önemli.
Operatörlerin gelecekte ne olacağını bilmesi gerekir. Numara taşınabilirliğinin olmayacağını söylerseniz, bu iyi birşeydir. En azından ne olacağını bilirler. Ama olacağı söylenir, sonra da olmazsa, bu sorun yaratır'' diye konuştu.

3G lisansı konusunda da benzer bir durum olduğunu belirten Doany, bu konularda berraklık olmamasının herkes için sorun yaratacağını dile getirdi.

İNTERNETİN YAYGINLAŞTIRILMASI

Doany, internet konusunda ise Türk Telekom'la rekabet etmek isteyenlerin bunu rahatlıkla yapmasını sağlayacak düzenlemeler olduğunu ifade ederek, bunun için operatörlerin yatırım yapması gerektiğini kaydetti.

Doany, ''Ama sektörde asgari düzeyde yatırım yaparak rekabet etmek isteyenler var. Maalesef hayatta, bir tarafın yatırımı yapıp, diğer tarafların sonuçları toplaması uygun bir durum değildir'' dedi.Turkcell'in de benzer argümanları olduğunu aktaran Doany, yatırımın sonuçlarından yararlanmak isteyen operatörlerin, bunun bedelini ödemeye hazır olması gerektiğini söyledi.

İnternetin yaygınlaştırılması ve ülkedeki her yurttaşın kullanımına sunulması konusunda çalışmaları bulunduğunu belirten Doany, bu yıl sonunda 6,9 milyon ADSL portuna ulaşacaklarını, 4 milyon kırsal hattın ADSL'ye uygun hale getirilmesi çalışmalarına bu Haziran ayında başlanacağını anlattı.
Doany, düşük gelirli, erişim olanakları geniş olmayan kesimlere interneti ulaştırma konusunda çalışmaları bulunduğunu anlattı.

VODAFONE:DEVLETİN İNTERNETİN HER YÖNÜNE KARIŞMASINI İSTEMİYORUZ


Vodafone Genel Müdürü Atilla Vitai de Vodafone'un internet vizyonu hakkında bilgi verdiği konuşmasında, internet geliştirme konusuna çok büyük para yatırmayacaklarını belirterek, telekom sektöründeki insanların görevinin, bu hizmetlerin verilmesini kolaylaştırmak olduğunu dile getirdi.
Vitai, yeni teknolojiler konusunda ise ''Herhangi bir teknolojiyi öne çıkarmayacağız, piyasanın seçmesine izin vereceğiz, müşterilerin hangi
teknolojiyi istediklerine karar vermelerine olanak tanıyacağız ve bu da uygulamalarla ortaya çıkacak'' görüşünü aktardı.

İnternetin giderek daha kişiselleşeceğini ve insanların genel hizmetler yerine kendilerine özelleştirilmiş hizmetleri kullanmaya yöneleceklerini ifade eden Vitai, insanların interneti ne için kullanıyorlarsa aynı şekilde cep telefonlarını da o şekilde kullanmalarını sağlamaya çalıştıklarını dile getirdi.

Sektördeki gelişimin, küresel eğilimin bir parçası olduğuna işaret eden Vitai, ''Devletler bu alana çok hafif bir müdahalede bulunmalıdır. Biz
devletlerin internetin her yönüne karışmasını istemiyoruz. Hukuki düzenlemeyi devlete bırakabiliriz ama onun da asgari düzeyde olması gerekir'' diye konuştu.

CİLİV: TURKCELL, İLETİŞİM-TEKNOLOJİ ŞİRKETİ

Turkcell Üst Yöneticisi (CEO) Süreyya Ciliv ise, Turkcell'e geçmesinde, Türkiye'nin teknoloji dünyasında nasıl ileriye gideceği konusundaki
düşüncelerinin önemli rol oynadığını belirterek, internetin eşitleyici rolüne değindi.

İnternet üzerinden çok farklı koşullarda insanların aynı bilgilere erişim olanağına sahip olabildiğine dikkati çeken Ciliv, ''Turkcell olarak kendimizi bir GSM operatörü olarak değil, bir iletişim-teknoloji şirketi olarak tanımlıyoruz'' dedi.

Ciliv, gelirlerinin yüzde 15'ine denk gelen 700 milyon doları ses dışı servis ve data transferlerinden elde ettiklerini ve bu oranın daha artmasını
beklediklerini kaydederek, Ar-Ge'ye, teknokentlere, üniversitelerle işbirliğine büyük önem verdiklerini anlattı.

Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan ise, mobil iletişim alanında son dönemde kaydedilen gelişmelere değindiği konuşmasında, sırf teknolojiye yatırımın yeterli olmadığını, tamamlayıcı unsurları da göz önünde bulundurmak gerektiğini kaydetti.Müşteriye daha iyi hizmeti, daha ucuza verebilmenin önemine işaret eden Türktan, erişim hızındaki artışın daha karmaşık uygulamalar sunmaya imkan tanıdığını kaydederek, servis kalitesi yanında fiyatın da büyük önem taşıdığını belirtti.

Gençlerde kabiliyet ve zaman olduğunu, ancak para olmadığını, yetişkinlerde ise tam tersi bir durum bulunduğunu belirten Türktan, bir jenerasyon boşluğu bulunduğunu, teknolojiye ayak uydurabilecek, her üç kaynağa da sahip jenerasyonların gelişmesi gerektiğini dile getirdi.

‘Kablosuz internet kanser riskini artırır’

24/5/2007
İngiltere’de başlayan kablosuz internetin özellikle çocuklarda kansere neden olduğu yönündeki tartışmaları değerlendiren uzmanlar, elektromanyetik alanların kanser riskini artırdığı görüşünde birleşti.

 

İSTANBUL - Kablosuz internet konusunda Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Endişeye gerek yok’ şeklindeki açıklamasına, İngiliz Sağlığı Koruma Derneği, ‘Kanser riskini artırıyor’ karşılığını verdi. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsü’nün kablosuz interneti, iki yıldır kanserojenler arasında üst seviyelere çıkardığını söylerken, Onkolog Prof. Dr. Coşkun Tecimer de “Elektromanyetik alanların kanser riskini artırdığı ve çocukların büyüklere oranla daha fazla etkilendiği bilinen bir gerçek” dedi.

 

ELEKTROMANYETİK ALAN KANSERDE RİSKDİR
“Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsü kablosuz interneti, eletromanyetik alan olması nedeniyle iki yıldır, muhtemel kanserojenler arasında daha yukarı seviyelere yükseltti. Bunlar hakkında bire bir olarak şu elektromanyetik alan, şu kansere neden olur diye bir bilgi yok. Ama elektromanyetik alan kanser oluşması açısından bir risktir. Yani lüzumsuz radyasyon almak ne kadar riskli ise bu da o kadar risklidir. Dolayısıyla bu tür yöntemleri yaygınlaştırırken bu gerçeği göze almak ve daha dikkatli olmak gerekir.”

NONİYONİZE RADYASYON YAYAR
“Bugüne kadar kanserle çevre arasında bire bir ilişki sadece sigarada tespit edilmiştir. Nükleer bomba, ya da nükleer kaza gibi büyük olaylar hariç elektromanyetik alanla ilgili aynı şeyi söylemek henüz mümkün değil. Çünkü elektromanyetik alan noniyonizedir. Kanserde iki tip radyasyondan söz ediyoruz, bir tanesi röntgen cihazları veya nükleer kazalarla ortaya çıkan radyoaktivite, yani iyonize radyasyon, ikincisi ise noniyonize radyasyon. Noniyonize radyasyon da kanserojen olabilir ama daha farklı bir yapıdadır.”

“Elektromanyetik alanlar da bu noniyonize radyasyonlar içinde ele alınmakta ve kanser oluşumu açısından bir risk faktörü olarak görülmektedir. Ancak bunlar bazı etkenlerle birlikte olduğu zaman kanser oluşur, yoksa noniyonize radyasyona tek başına maruz kalındığında kanser olunacak diye bir şey yok. Ancak kanserden korunmada hayatımızdaki riskleri azaltma açısından önemli bir konudur.”

HÜCRE YAPISI BOZULUR
“Hücre yapısında iyonlar bulunur, bu iyonların hareketi ise hücrenin çoğalma, kontrol mekanizması ve bağışıklık sistemi gibi bütün fonksiyonlarını etkiler. Bununla beraber radyasyon, genel yaşam açısından da sıkıntılar yaratabiliyor. Örneğin, baş ağrısı, hipertansiyon, görme bozukluğu ve üreme sorunları gibi.”

KANSER RİSKLERİN BİRİKİMİ İLE OLUŞUYOR
“Radyasyon genç, yani çoğalan organizmalarda daha etkilidir. Kanser, risklerin birikimi sonucu genç yaşta ortaya çıkan bir hastalıktır. O yüzden çocukluk çağındaki özen iki nedenle önemli. Birincisi hassas olan çocukların daha fazla etkilenmesi, ikincisi ise önlerinde uzun bir yaşam olan çocukların aldıkları bu risklerin birikimi artırması. Yani küçük yaşta alınan bu riskle, ileri yaşlardaki kanser risklerine bir birim daha ekleniyor. Bunlardan dolayı çocukluk çağında alacağımız önlemler çok daha fazla önem taşıyor.”

KONTROLLÜ KULLANILMALI
“Hayatımızın önemli unsurlarından olan bilgisayar ya da internet, vazgeçilebilecek teknolojiler değil. Buradaki anahtar nokta; bu teknolojileri uygun sürelerde kullanabilmek. Eğer gerektiği zaman diliminde kullanılırsa, herhangi bir sorun olacağını düşünmüyorum. Bu sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de geçerli bir durum.”

İŞYERİ SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMLİ
“Gece gündüz aralıksız internette kalmak yanlış. İşyerlerinde zaman zaman internetin bu etkilerini hafifletecek, elektromanyetik alanları nötrleştirecek önlemler almak ve en fazla sekiz saat çalışmak gerek. Bunlar işyeri sağlığı açısından önemli noktalar. İşi gereği elektromanyetik alanların içinde olanların zaman zaman bu işe ara verip, elektromanyetik alanların etkisini boşaltacak önlemler almaları gerek. İkinci bir risk almamak da çok önemli. Yani bu tür ortamlarda çalışanlar bir de sigara içiyorlarsa, çok ciddi bir problem var demektir.”

Sivilceli fotoğraflara son

22/5/2007

HP, 7 megapiksellik yeni dijital fotoğraf makinesi Photosmart R837’yi Türkiye’de satışa sunduğunu duyurdu. R837, makine üzerinde cilt kusurlarını giderme ve beden inceltme özellikleri ile adeta bir dijital güzellik merkezini andırıyor.

Sadece HP dijital fotoğraf makinelerinde bulunan HP Tasarım Galerisi sayesinde kullanıcılar, çok sayıda çerçeve ve renk efekti ile filtre arasından istediklerini çektikleri fotoğraflara uygulayabiliyor. Efektler arasında çizgi film ve sepya efektinin yanı sıra önceki modellerin bazılarında yer verilen ve hayli ilgi gören inceltme efekti de bulunuyor. Fotoğrafı çekilen kişileri, bu özelliği kullanarak 2 beden inceltmek mümkün. Yeni efektler arasında öne çıkan bir başkası da rötuş efekti. Bu efekt ile kullanıcılar, fotoğrafını çektikleri kişinin yüzündeki sivilce, ben gibi kusurları makine üzerinde işaretleyip temizleyebiliyor. Böylece Photosmart R837 sahipleri, fotoğrafta bebek tenli ve olduğundan daha ince görünmeyi tercih edenlerin gönlünde taht kurmayı da başarıyor. 

 

HP Photosmart R837, 3x optik zumu, 7 megapiksel çözünürlüğü, 7,6 cm.lik oldukça büyük LCD ekranı ve kamera üzerinde yerleşik fotoğraf işleme özellikleriyle dikkati çekiyor. Gün ışığında bile çekilen fotoğrafların rahatlıkla görüntülenmesini sağlayan ekran, ekstra geniş görüş açısıyla da rahat bir paylaşım zemini yaratıyor. Ekranın büyüklüğü, fotoğraf kompozisyonu oluşturmanın yanı sıra, çekilmiş fotoğrafların edit edilmesini de kolaylaştırıyor. Makine, kaliteli ve sesli video çekimi de yapabiliyor. 640x480 çözünürlükteki video kaydından istenirse tek tek kareler seçilerek fotoğrafa dönüştürülebiliyor. 

 

Işık ve Gölge Arasında Denge

 

Yüksek kontrastlı fotoğrafların seçilen kısımlarını otomatik olarak parlaklaştırarak daha canlı görüntüler sağlayan HP Adaptive Lighting teknolojisi, fotoğraflarda karanlık ve aydınlık alanlar arasındaki dengeyi sağlıyor. Dijital fotoğraf makinesi içinde kırmızı göz giderme özelliğini dünyada ilk başaran HP olmuştu. Bu özellik, R837’de de bulunuyor. Üstelik, sadece insan gözlerindeki kırmızılığı değil, hayvanların gözlerinde oluşan kırmızılığı da giderecek şekilde geliştirildi. 

 

Makine üzerinde HP tarafından geliştirilen sallanmaya karşı sabit fotoğraf çekme modu da bulunuyor. Çekim sırasında ellerin titremesi neticesinde oluşan bulanıklık da bu şekilde ortadan kaldırılıyor. Böylece, konser, müze gibi karanlık ortamlarda bile başarılı ve net çekimler yapmanın önü açılmış oluyor. 

 

Önceki Photosmart serisi makinelerin birçoğunda olduğu gibi R837 de kullanıcısına panoramik fotoğraf çekme özelliği sunuyor. 5 kareye kadar çekilen fotoğraflar, doğrudan makine üzerinde bilgisayara ihtiyaç duyulmadan birleştirilebiliyor ve böylece en güzel doğa ve manzara fotoğrafları çekilebiliyor. 

 

Makinenin üstün özelliklerinden biri de deklanşör gecikmesinin sadece 0,37 saniye olması. Dijital fotoğraf makinelerinde hareketli objelerin çekilmesini zorlaştıran deklanşör gecikmesi, R837’de 0,37 saniyeye kadar düşürülmüş. Böylece, küçük çocukların ya da evcil hayvanların fotoğraflarının çekilmesi kolaylaşıyor. 

 

Şık ve ince bir tasarıma sahip olan ürünün pilsiz ağırlığı ise sadece 150 gram.


Blogcu ile yapıldı