MEDYA

UCUZ KREDİ

BABACAN

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ

OTOMOBİL

PARA KREDİ

EMLAKÇILAR

SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

SİNEMA REHBER

DEDE TORUN

SONTURCO


Trump: Türkiye inşaatta büyük fırsatlar barındırıyor

18/5/2008
Trump Towers’ın Avrupa’da ilk projesi olacak Şişli Trump Towers’ın tanıtım partisi önceki akşam gerçekleştirildi

Elif ERGU


Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump da, Doğan Ailesi, Taşyapı İnşaat ve Yeşil İnşaat ile birlikte ev sahibi olarak partiye katılırken “İstanbul inşaatta büyük potansiyel barındırıyor” dedi

Emlakta tartışmasız dünyanın en büyük markası olan Donald J. Trump’a ait Trump Towers, İstanbul’da yükselmeye hazırlanırken projenin ev sahipleri Doğan Ailesi, Taşyapı İnşaat, Trump Organization ve Yeşil İnşaat, projeyi İstanbul’da tanıttı. Geçen hafta projenin ilk adımı olarak New York’ta atılan imzalardan sonra İstanbul’da yapılan tanıtım gecesine Donald Trump’ın kızı Ivanka da katıldı.

Gece boyunca sempatik hareketleri ve güzelliği ile ilgi çeken, gelen davetlilerle tek tek tanışan Ivanka Trump, inşaatta İstanbul’un çok büyük bir potansiyel barındırdığını bu yüzden Avrupa’da ilk projelerine bu gizemli şehirden başlamayı tercih ettiklerini söyledi. Ivanka Trump, İstanbul’un iyi bir pazar olduğunu, projenin dışının aynı kalacağını, ancak iç dekorasyonda değişiklikler yapılabileceğini kaydetti. Emlakta Trump markası ultra lüks konsepti ile tanınıyor.

Hilton Convention Center’daki kutlamada, Trump Towers da İstanbullularla buluştu. İki kule ve bir alışveriş merkezinden oluşacak Trump Towers, yaklaşık 23 bin metrekarelik alan üzerinde inşa ediliyor. Trump Towers İstanbul’un 2010 yılında tamamlanarak hizmete girmesi planlanıyor.

Avrupa’da ilk olarak Türkiye’de yükselecek Trump Towers’da ayrıca sinema salonları, dünyaca ünlü güzellik ve fitness merkezleri, restoranlar ve kafeler de yer alacak.

Burada yapacağımız projeye çok inanıyoruz

* Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump gecenin en ilgi çeken kişisiydi. Ivanka Trump gecede tercümanı ile birlikte davetliler arasında tur attı.

* Ivanka Trump ile fotoğraf çektirmek isteyenler kısaca sohbet etme şansını da buldular.

* Trump’ın bize doğru geldiği sırada Uğur Dündar’la haber bültenlerinin reytingini konuşuyorduk.

* Ivanka Trump, Dündar’ı gördüğü anda parmağıyla işaret edip gülerek “Dün sizi televizyonda gördüm” dedi.

* Uğur Dündar hem şaşırdı hem de çok mutlu oldu.

* Ivanka Trump’ın sohbet ettiği kişiler arasında İstanbul Valisi Muammer Güler de vardı. Muammer Güler’e Trump “İstanbul çok etkileyici bir şehir. Çok kısa kalmış olmama rağmen çok etkilendim. Burada yapacağımız projeye çok inanıyoruz” dedi.

* Muammer Güler ise Trump’a “İçinden deniz geçen dünyada başka bir kent yok. İstanbul büyüleyici bir şehir” dedi. Ivanka Trump’ın samimi tavırlarından hoşnut olan İstanbul Valisi bu görüşmenin ardından bizlere (Tayfun Devecioğlu, Ercan İnan ve ben) “İstanbul son zamanlarda yabancıların çok ilgisini çekti. Bundan çok mutlu oluyorum. İstanbul’un ileride çok daha dikkat çekici bir yer olacağına da inanıyorum “ dedi.

* İstanbul Valisi ile ayak üstü sohbetimiz sırasında ”Bir rezidansta oturmayı düşünür müsünüz?” diye sordum. Güler, kısaca “İsterim” dedi ve gerekçelerini söyle sıraladı: “Bizim iş-güç nedeniyle çok yoğun bir tempomuz var. Bu tip bir rezidansta oturduğunuzda gece yarısı kahve servisi alabilirsiniz. Daha doğrusu istediğiniz her hizmet kapınıza anında gelir. Hayatınızı kolaylaştıran bir çok hizmetten faydalanırsınız. Ancak böyle bir yerde oturabilmek için bütçenizin de el vermesi gerekir. Ayrıca tabi ki güvenlik konusu da bizim için önemli. Bu tip yerler çok güzel korunuyor. Biz böyle şeylere de çok dikkat ediyoruz. Ancak şu anda böyle yatırım yapacak durumum yok. Siz fiyatları biliyor musunuz?” diye sordu.

* Ben de en küçük dairenin 600 bin dolar olduğunu duyduğumu, metrekaresinin 10 bin dolar civarında olacağının söylendiğini anlattım. Vali Güler “Valla bizim bütçemizi aşar ama umarım yapılan bütün yatırımlar hedefi bulur” dedi.

Turanlı: Metrekare fiyatı 6-9 bin dolar arasında

Projenin inşaatını üstlenen Taşyapı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı, kutlama sırasında soruları yanıtlarken 2 blok halinde yapılacak, bir kulenin rezidans, bir kulenin de ofis olarak hayata geçirileceği projenin, arsayla beraber 500 milyon dolara mal olmasını beklediklerini, projenin bitiminde 750 milyon dolar ile 1 milyar dolar arasında gelir öngördüklerini, metre kare birim fiyatının da 6 ile 9 bin dolar arasında değişeceğini söyledi.

Kutlamaya, İstanbul Valisi Muammer Güler, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Doğan ailesinden Aydın ve Sema Doğan, Arzuhan Doğan Yalçındağ ve Mehmet Ali Yalçındağ, Vuslat Doğan Sabancı ve Ali Sabancı, Yıldırım Demirören, Aziz Yıldırım, Nihat Özdemir, Tayfun Bayazıt, Serdar Bilgili, Murat Yalçıntaş, Erol Aksoy ve Nedim Esgin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Tsunami’den sonraki en büyük felaket

7/5/2008
Myanmar’ı yerle bir eden kasırgada ölü sayısı 22 bine ulaştı

DIŞ HABERLER
41 bin kişi kayıp. 1 milyon insanın evsiz kaldığı tahmin ediliyor. Felaket, Asya’da 2004’te 220 bin kişinin öldüğü tsunamiden sonraki en büyük afet...

GÜNEYDOĞU Asya ülkesi Myanmar’ı (Burma) dört gün önce alt üst eden Nargis Kasırgası’nın faturası giderek ağırlaşıyor. Saatteki hızı 190 kilometreyi bulan kasırga nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 22 bini geçti. Kayıplar ise en az 41 bin olarak tahmin ediliyor. Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün tahminlerine göre, bir milyondan fazla kişi de evsiz kaldı. Ancak ülkeyi 46 yıldır yöneten cunta rejimi “casusluk yaparlar” gerekçesiyle aralarında BM’nin de bulunduğu uluslararası yardım kuruluşlarına vize vermiyor. Kızılhaç ve Türkiye’den Kızılay da cuntacıların iznini bekliyor.

Cesetler tarlalara saçıldı

Ülkede faaliyet göstermesine izin verilen ender yardım kuruluşlarından World Vision’ın Yangon sorumlusu Kyi Minn, “Ekiplerimiz en çok etkilenen bölgelere ulaştı. Felaketin boyutu helikopterden bile rahatlıkla görülebiliyor. Cesetler tarlalara yayılmış durumda. Yardımlar sınırlı, buna ulaşımdaki zorluklar da eklenince felaketin sonuçları tsunamininkinden daha büyük olabilir” dedi.

Gıda sıkıntısı başladı

Kasırganın vurduğu adalar ve Irravardi Deltası’ndaki köylere ulaşılmasının ardından, felaketin korkunç boyutları ortaya çıktı. Irravardi, ülkenin pirinç ambarı niteliğinde. Çeltik tarlalarının kasırgadan etkilenmesi, zaten gıda sıkıntısının yaşandığı bölgede krizi ikiye katladı. Kasırgadan ötürü Sri Lanka ve Bangladeş’e yapılacak binlerce tonluk pirinç sevkıyatı tehlikeye girdi.

Felaket uzaydan böyle görülüyor

Kasırganın yarattığı felaket NASA tarafında yayınlanan uydu fotoğraflarında da net bir şekilde gözlendi. 15 Nisan’da çekilen fotoğrafta İrravardi Nehri çevresindeki yeşil alanlar ve tarlalar göze çarpıyor. Ancak ülkenin güneyini ve güneydoğusunu vuran kasırgadan iki gün sonra çekilen uydu fotoğraflarında nehirlerin taştığı ve kenarlarına kurulu bütün alanların sular altında kaldığı görülüyor. En büyük felaket ise Yangon’da...

3.5 metrelik dev dalgalar kenti bastı, 25 milyon kişi etkilendi

Ölümlerin büyük bölümüne kasırganın oluşturduğu üç buçuk metre yüksekliğindeki dev dalgalar neden oldu. Felaketten en çok İrravardi Deltası, Bogalay ve Yangon kentleri gibi alçak bölgeler zarar gördü. Bu bölgelerdeki evlerin yaklaşık yarısı sulara gömüldü. En ağır fatura Bogalay kentine çıktı. Kentte 10 bin kişi öldü, barakaların yüzde 95’i zarar gördü. Kentte 190 bin kişi evsiz kaldı. Ülkenin 50 milyonluk nüfusunun yarısının kasırgadan etkilendiği belirtiliyor. Sadece Burma’nın en büyük kenti olan Yangon’da 5 milyon kişi yaşıyor.

YABANCI KURUŞLAR SOKULMUYOR

Myanmar, yardım kuruluşlarının çoğuna izin vermedi. Sadece Tayland’dan kalkan bir gıda gemisi ülkeye girebildi. Halk yaralılarını kendi imkanlarıyla sarıyor. Dünyadan 10 milyon dolarlık yardım vaadi geldi.

MADDİ ZARAR BİLİNMİYOR

Dev ağaçları, elektrik direklerini yerlerinden söken, binlerce evin çatısını uçuran kasırganın neden olduğu maddi zarar henüz hesaplanamıyor.

Caddeler sular altında

Kentlerde ulaşımı sağlayan birçok cadde ve anayol sular altında kaldı. Sel suları ve yolları kapatan enkaz parçaları yardımların ulaşmasını da zorlaştırıyor. Telefon ve elektrik hatları da kesik.

Salgın hastalık riski yüksek

Afet bölgesinde en büyük sorun temiz su sıkıntısı. Halk su bulabilmek için sokaklardaki havuzlara akın etti. Bölgede ishal, sıtma ve kolera gibi salgın hastalıkların başlayabileceği uyarısı yapıldı.

RAHİPLERE OPERASYON İDDİASI

Yardımlar gecikince geçen yıl ayaklanan Budist rahipler birçok bölgede yolların temizlenmesi görevini üstlendi. Cuntanın kasırga bahanesiyle rahiplere karşı operasyon başlatacağı iddia ediliyor.

'Oğlum için öldürdüm'

7/5/2008
Doktor eşini hastane koridorunda kafasına iki şarjör dolusu mermi sıkarak öldüren astsubaydan ilginç savunma...

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi eşi Ayşe Özmen'i, hastanede öldüren ve ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan astsubay Hüseyin Güneş Özmen'in ifadeleri, 3 yıllık trajik evliliğin nasıl bir sonla noktalandığını gözler önüne seriyor. Eşinin oğlunu göstermemesi sonucu hastane koridorunda bir şarjör mermi boşaltan, ardından silahına ikinci şarjörü takıp onu da eşinin üzerine sıkan astsubayın ifadeleri, geliyorum diyen cinnetin göstergesi.

CHAT'LE GELEN EVLİLİK

Şimdi eşini üzerine onlarca mermi sıkarak öldüren oğlunu da belki bir ömür boyu göremeyecek olan astsubay Hüseyin Güneş'in ifadeleri, tam bir dramı ortaya koyuyor. İfadelere göre cinayetle noktalanan hayat hikayesinin evlilik bölümü sanal ortamda başlıyor. Hakkari'de görevli Astsubay Kıdemli Çavuş Hüseyin Güneş Özmen, Cerrahpaşa'da okuyan eşiyle üç yıl önce chat yaparken tanışıyor. Biri İstanbul'da diğeri Hakkari'de bulunan iki genç, tanışmalarının ardından ortada bir yerde buluşmak için karar alıyor. Başkent Ankara'da 2005 Nisan'ın da buluşan çiftin arkadaşlıkları kısa sürede aşka dönüşüyor. İstanbul'a dönen Ayşe Özmen, bir süre sonra annesi Zekiye Yılbaş'a bir astsubayla tanıştığını anlattığında ise kıyamet kopuyor. Çünkü ne anne, ne baba nede erkek kardeş doktor adayı genç kızın bir astsubayla evliliğine sıcak bakmıyor.

GENÇ KIZ SEVDİĞİ ASTSUBAYIN AİLESİNE KAÇIYOR

Üzerine onlarca mermi sıkarak yaşamına son verdiği eşinin aslında kendisini çok sevdiğini belirten sanık astsubay ifadelerinde şunları söylüyor:

"Ailesinin karşı çıkması üzerine Ayşe beni telefonla aradı. Evden kaçacağını ama görev yaptığım Hakkari Çukurca'dan korktuğunu söyledi. Bende onun anne ve babamın yanına Aydın'a gitmesini söyledim. Ayşe Aydın'a ailemin yanına gitti. Ama ailesi beni görev yaptığım Çukurca'daki komutanlarımı arayarak kızlarının kaçırıldığını ve zorla alıkoyulduğunu belirterek şikayetçi oldular. Şikayet üzerine tabur komutanına başımdan geçen olayları anlattım. O da bana bir hafta evlilik izni verdi. Hemen Aydın'a gittim. Ayşe ile Aydın'ın Pınarlı Köyü'nde resmi nikah kıydık. Düğünümüz Denizli'de polis korumasında yapıldı. Ayşe'nin babası Mahmut Yılbaş ile ağabey Kürşat Yılbaş ise bu olay karşısında küplere bindi. Soluğu Küçükçekmece Adliyesi'nde aldılar ve benim hakkımda kızlarını zorla kaçırdığım iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundular."

"BİZİ RAHAT BIRAKMADILAR"

Eşinin ailesinin hiç bir zaman kendilerini rahat bırakmadığını belirten astsubayın ifadelerine göre olaylar şöyle devam ediyor:

"Ayşe'nin yakınları, 15 kişi ile birlikte Aydın'a baskına geldi. Bu olayı atlattıktan sonra benim tayinim Burdur'a çıktı. Burdur'da bir ev kiraladık. Bir süre sonra Ayşe'yi de yanıma aldım. Çok mutluyduk, ama eşimin akrabaları bizi bir türlü rahat bırakmadı. Bir süre sonra eşim hamile kaldı. Ama doktor olma hayallerini de hiç bırakmadı. Isparta, Denizli ve Antalya'ya yatay geçiş için çok uğraştık ama olmadı. Sonunda eşim İstanbul'a gitmek zorunda kaldı. Ama ailesinin yanında değil kız yurdunda kalıyordu. Doğum yaklaşınca Ayşe, Burdur'a geldi. Oğlumuz doğdu. İlk kez alilesi hastanede benim ailemle karşılaştı. Yine kıyamet koptu. Ayşe okula devam etmek için İstanbul'a dönünce oğlumuzu da Tarsus'ta akrabalarına bıraktı."

"OĞLUMU BANA GÖSTERMEDİLER"

Daha sonra oğlunu görmek isteyen baba ifadesinde, "Eşimin yakınları çocuğumu göstermediler, ben de suç duyurusunda bulundum, çocuğumu görmek için dava açtım. Onlar da silahla tehdit ettiğim gerekçesiyle ikinci kez suç duyurusunda bulunmuşlar. Çocuğumu göstermiyorlardı. Bununla da yetinmediler, Çamlıyayla Savcılığı ile Fatih Savcılığı'na da tehdit, dersten zorla çıkarma gibi bahanelerle suç duyurusunda bulunmuşlar. Her ay savcılara ifade verir duruma geldim" dedi.

Bu arada okuluna devam eden Ayşe Özmen, kendisini İstanbul'a görmeye gelen kocasına boşanmak istediğini söyledi. Çok geçmeden Ayşe Özmen, Burdur Aile Mahkemesi'ne başvurarak boşanma davasını açtı. Eşi tarafından açılan davalar peşi sıra geldi. Küçükçekmece ve Burdur Mahkemeleri'ne başvuran Ayşe Özmen, oğlunun velayetini almak, tehdit edildiği gerekçesiyle koruma tedbiri, 30 bin YTL tazminat ve aylık 600 YTL nafaka istemli davalar açtı. Ayşe Özmen, iiddialara göre oğlunun adının değiştirilmesini için de dava açacağını söyledi. Genç kadının Burdur ve Küçükçekmece'de açtığı davalar, mahkeme tarafından reddedildi.

VELAYETİ ANNE ALINCA

İddialara göre oğlunu babasına bırakmak istemeyen genç kadın, Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesi'ne bir dava daha açtı. Bu mahkeme çocuğun velayeti anneye verdi. Sanık astsubay bundan sonrasını ifadelerinde şöyle anlatıyor:

"Oğlumuz 6 aydır bende kalıyordu. Bu mahkeme kararıyla Burdur'daki eve, polisler, avukat ve icra müdürleri geldi. Eşimden boşanmayacağımı, 6 aydır yanımda kalan oğlumu da vermeyeceğimi söyledim. Ama maaşıma tedbir koydurmuşlar, eşime de nafaka bağlattılar. Sonunda evime gelerek çocuğumu elimden almak için arama yaptılar. Tüm şikayetlerini geri alacaklarını ve çok sevdiğim oğlumu her hafta görebileceğimi belirterek yazılı taahhütte bulundular. Bana güvence vermişlerdi. Ben de onlara güvenerek oğlumu teslim ettim. Ancak daha sonra ne şikayetlerini geri aldılar, ne de çocuğumu bir daha bana gösterdiler.

OĞLUMU GÖREBİLSEYDİM BUNLAR OLMAZDI

Astsubay Hüseyin Güneş, eşinin oğlunu kendisine göstermemesi üzerine çılgına döndüğünü, bu kadar sevmesine rağmen bu kararı verdiğini belirterek, "Hastaneye geldiğimde de oğlumu göstermeyeceğini ve beni süründüreceğini söyledi. Tahrik edince çılgına döndüm ve vurdum" dedi. (GAZETEPORT)


Körler dışarı! Get out!

8/6/2007

Körler Okulu’na tahliye
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Emirgan Altı Nokta Rehabilitasyon Merkezi’nin arazisini geri istiyor

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi, Altı Nokta Körler Vakfı’nın Emirgan’daki Altı Nokta Rehabilitasyon Merkezi’nin üzerinde olduğu arazinin boşaltılmasını istedi. Büyükşehir, arazi 7 gün içerisinde boşaltılmazsa zabıta aracılığıyla zorla boşaltılacağı uyarısı yaptı.

1970 yılında arazinin rehabilitasyon merkezi olarak kullanım hakkı 30 yıllığına Altı Nokta Körler Vakfı’na verildi. Büyükşehir, bu sürenin 2000 yılında dolması nedeniyle harekete geçti. Dernek yetkililerinin süreyi uzatma çabaları da sonuçsuz kaldı. Vakıf Başkanı Doktor Ali Eşref Müezzinoğlu, “Görmezlerin umudunu, rant uğruna yoketmek hangi vicdana sığar” dedi.

Türkiye’deki ilk merkez
Türkiye’de ilk ve mevcut iki merkezden biri olan Emirgan Altı Nokta Rehabilitasyon Merkez’inde, 35 yıldır görme engelli vatandaşlara bilgisayar, kişisel idare, masaj, santral operatörlüğü gibi alanlarda eğitim veriliyor. 1970 yılında, görme engellilerin istihdamı ve sosyal yaşama aktif katılımını sağlamak amacıyla bir rehabilitasyon merkezi kurulmasına karar verildi. Belediye, Reşitpaşa Emirgan’daki 10 dönüm arsanın intifa hakkını, 30 yıllığına Altı Nokta Körler Derneği’ne verdi. Daha sonra Derneğin öncülüğüyle kurucuları arasında dönemin Belediye Başkanı Fahri Atabek, Vefa Poyraz, Suna Kıraç gibi isimlerin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Valiliği, Lions, Rotary gibi kuruluşların da bulunduğu Altı Nokta Körler Vakfı kuruldu. 1 milyon YTL yardım toplandı. 1972 yılında Sağlık Bakanlığı ile Vakıf arasında yapılan protokol gereği merkezin açılması için çalışmalara başlandı.

Topbaş: Yer göstermeden tahliye yok
KONUYLA ilgili olarak VATAN’ın sorusunu yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, rehabilitasyon merkezinin tahliyesine ilişkin kararın Büyükşehir Belediye Meclisi’ne ait olduğunu bildirdi. Altı Nokta Körler Vakfı’na gönderilen tahliye yazısının da Meclis kararının tebliği olduğunu belirten Topbaş, rehabilitasyon merkezi için yeni bir yer göstermeden, tahliye işlemi yapılmayacağını belirtti. Bu nedenle bugün bir tahliye işlemi yapılmasının söz konusu olmadığını bildirdi.

Belediye deli dumrul oldu.

31/5/2007

Yeni Hal Yasası ile tarladan şehir merkezine ürün götürmek çile haline geldi. Marketler, kamyonların geçtiği her ilde belediyeler tarafından takip ediliyor..

Mayıs ayı başında kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı'na giden, geçtiğimiz hafta da yürürlüğe girerek uygulanmaya başlayan Yeni Hal Kanunu'nu yeni bir gelir kapısı olarak gören belediyeler, market zincirlerinin kâbusu oldu. Eski kanunda ürünün alındığı bölgede rüsum vergisi ödeyen perakende zincirleri, bu ürünleri ana depoya sevkettikten sonra mağazalara gönderiyordu. Yeni yasa, üretildiği il veya ilçe dışına sevk edilen malların satışa sunulacağı yerin haline girerek bunlardan alınacak belediye payının malın satışa sunulduğu yer belediyesince tahsil edilmesini öngörünce, zabıta kamyonları sebze kamyonlarının peşine düştü. Öncelikle, Ankara Büyükşehir Belediyesi 20 kamyonla şehrin giriş çıkışlarında organize olurken Denizli, Gaziantep, Kayseri de kamyon çevirmeye başladı.

SEZER'E ÇIKMIŞLARDI
Yeni Hal Yasası'nın kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı'na gitmesini izleyen günlerde konuyla ilgili görüşlerini Cumhurbaşkanlığı'na ileten Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD), bu girişimden sonuç alamadı. AMPD, uygulamayı 'Deli Dumrul' kanunlarına benzeterek, bu sistemle tüketicinin taze sebze-meyve yemesinin engelleneceğini, lojistik maliyetlerinin artması nedeniyle de fiyat artışlarının yaşanabileceğini gündeme getirdi.

ÜÇ AYRI VERGİ
Yeni yasayla ilgili en önemli aksaklık, bir malın birden fazla rüsum vergisine tabi olması gibi bir haksız uygulamaya yol açtı. Eski uygulamada, market zincirleri direkt üreticiden mal aldıklarında yüzde 15 rüsum ödemek zorunda kaldıklarından, yüzde 2 rüsum ödeyerek üreticiden aldıkları ürünün çıkışını halden yaptırıyorlardı. Yeni uygulamanın belediyelere ek gelir yaratma amacı taşıdığı yorumunu yapan perakende zincirleri, direkt üreticiden alınan ürünün rüsumunun yüzde 2'ye düşürülmesini istiyor. Perakendeciler, bu sistem değişmezse sebze-meyve zamlarının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.
« Önceki ::

Blogcu ile yapıldı