MEDYA

UCUZ KREDİ

BABACAN

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ

OTOMOBİL

PARA KREDİ

EMLAKÇILAR

SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

SİNEMA REHBER

DEDE TORUN

SONTURCO


İstanbul ve Ankara'da elektrik kesintisi

11/8/2007
İstanbul'un Avrupa yakasındaki bazı semtlere 13-20 Ağustos tarihleri arasında, Ankara'da da bazı semtlere 13-15 Ağustos tarihleri arasında elektrik verilemeyecek.

Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, İstanbul'da bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle kesinti uygulanacak semtler ve zamanları şöyle:

13 Ağustos
06.00-08.00: Bahçelievler İSKİ, Bahçelievler Merkez, Siyavuşpaşa, Soğanlı, Kocasinan Merkez mahallelerinin bir kısmı, Güngören Merkez, Haznedar, Güven, Genço smanmahallerinin bir kısmı.

08.00-18.00: Bakırköy İncirli Caddesi, Bağlarbaşı İncirli Yolu, Santral Çıkmazı, Akıncılar,Sağlık, Asiller, Vankulu Sokak ve civarı ile trafik sinyalizasyonunda.

14 Ağustos
00.00-04.00:İkitelli Mehmet Akif Mahallesi.
04.00-06.00: İkitelli Atatürk Mahallesi,Yunus Emre, İnönü ve Ulubatlı Hasan Caddeleri ve civarı.
08.00-14.00: Bağcılar Merkez Mahallesi'nin tamamı, Çınar, İnönü, Yıldıztepe, Yenigün Mahalleleri bir kısmında
08.00-18.00: Bakırköy İhsan Kalmaz, S. Kormaç, Çağlayan, Umut, Ülkü, Milas, Yeni Yol, Sarıevler, A. Yolaç sokakları ve civarı ile trafik sinyalizasyonu.

15 Ağustos
00.00-03.00: Sefaköy Cumhuriyet Mahallesi, Aşık Veysel Caddesi civarı, Kanarya Mahallesi, Birlik ve Ebabil Caddeleri ve civarı, Fatih Mahallesi, Alt ve Üst Hatboyu Caddesi, K.Çekmece Meydan civarı, İçkumsal Mahallesi.
03.00-06.00: Sefaköy Cumhuriyet ve Fatih Mahallelerinin tamamı, Kanarya Mahallesi, Tavuskuşu, Filamen, Balıkçıl ve Florya Caddeleri ve civarı.
8.00-14.00: Bağcılar Sancaktepe, F. Çakmak Mahalleleri, Esenler Fatih, Karabayır Mahalleleri, Bağcılar Hastanesi ve civarında.
08.00-18.00: Bakırköy Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Ticaret Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Terakki Caddesi, Muhtarlık, Alpulu, Pancarlı, Bahar, Şeker, A.Yolaç, Ömür, Yeniyol, Sıraevler, Milas ve Yeşilada Sokakları ve civarı ile trafik sinyalizasyonu.

16 Ağustos
00.00-04.00: Sefaköy Tevfikbey ve Kartaltepe Mahallelerinin tamamı, 04.00-06.00 saatleri arasında da Sefaköy Fevzi Çakmak Mahallesi, Kanarya Sokak civarı ve Güldallar Sanayi Sitesi.
08.00-18.00: Bakırköy Bitişik Bağlar, Yıldıztepe, İkiztepe, Kartaltepe sokakları, Adalı Yapı Kooperatifi, Buhar, Akıncı sokakları ve civarı ile trafik sinyalizasyonu.
09.00-13.00: Sarıyer Yeniköy Mahallesi Köybaşı Caddesi, Kirazlı Bağlar Yolu, Avusturya Konsolosluğu ve civarları.

17 Ağustos
00.00-03.00: Sefaköy Şahintepe Mahallesi tamamı, Tahtakale Mahallesi, Yoluç, İstiklal ve Pazaryolu Caddeleri civarı.
03.00-06.00: Sefaköy Bayramtepe Mahallesi, Sonevler, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37 ve 38'inci sokaklar, Yeşilyurt Sokak, Fevzi Çakmak Caddesi civarı, Gülümlü Sokak civarı, Bahçeşehir İş Merkezi ve çarşı civarı.
08.00-18.00: Bakırköy Osmaniye Taşocağı Yolu, Mescit, Tez, Suna sokakları, İncirli Yolu, Olgunlar Sokak ve civarı ile trafik sinyalizasyonu.
09.00-12.00: Sarıyer Kireçburnu Mahallesi, Kefeliköy Caddesi, Koru Sokak, Kefeliköy Bağlar yolu ve civarları.

18 Ağustos
00.00-03.00: Sefaköy İnönü Mahallesi, Muammer Aksoy Cadddesi ile TEM bağlantı Yolu arası, Helin Şeker ve Ulusoy civarı.

20 Ağustos
09.00-13.00 Sarıyer Piyasa Caddesi, Davar Sokak ve civarı.

ANKARA
Trafolardaki bakım, onarım ve dönüşüm çalışmaları ile TEİAŞ Genel Müdürlüğü'nce Baştaş Trafo Merkezi'nde yapılacak çalışmalar nedeniyle 13-15 Ağustos tarihleri arasında Ankara'nın bazı yerlerine elektrik verilemeyecek.

Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş'den yapılan yazılı açıklamaya göre, elektrik verilemeyecek yerler ve saatleri şöyle:

Altındağ ilçesi
13 Ağustos
08.00-13.00: Ahiler Mahallesi Ş. Cemalettin Caddesi ve civarı.
13.00-18.00: Ahiler Mahallesi, Çağdaş Sokak ve civarı.

14 Ağustos
08.00-13.00: Ahiler Mahallesi, Kırktaş Sokak ve civarı. 13.00-18.00 saatleri arası; Ahiler Mahallesi, Çağdaş Sokak ve civarı.

15 Ağustos
08.00-13.00: Ahiler Mahallesi, Gar Sokak ve civarı.
10.00-15.00: Başpınar Mahallesinin bir kısmı, Şehit Halim Haneci Sokak ve çevresi, Doğantepe 4. Cadde, Orhan Kemal Caddesinin bir kısmı, Ş. Hacı Doğan Caddesi, Hacı Bayram Veli Caddesi ve civarındaki sokaklar.
13.00-18.00: saatleri arası; Ahiler Mahallesi, Çağdaş Sokak ve civarı.

Yenimahalle ilçesi
13 Ağustos
10.00-15.00: Demetevler Vatan Caddesi 104, 105. Sokaklar, İvedik Caddesi, Coşkun, Sunar, Emirgan, Sapanca, Aras Sokaklar ve civarları.

14 Ağustos
10.00-15.00 Ragıp Tüzün Caddesi, Buluş, Cengaver, Karlıtepe Sokaklar ve civarı.

15 Ağustos
10.00-15.00: Bakacak, Esertepe,Ufuk, Dicle, Aras, Gülcan, Sevgi, Oğuzlar, Cengiz, Narin Sokaklar ve civarları.

Çankaya ilçesi
13 Ağustos
10.00-12.00: Öveçler 3. Cadde 117., 118. sokaklar ve civarı.
09.00-12.00: Dikmen Caddesi 397 numara ve civarı ile Öveçler 2. cadde, 229 numara ve civarı.

Keçiören ilçesi
13 Ağustos
10.00-15.00: Atapark Pasinler Sokak, Mehtap Caddesi ve civarı.

14 Ağustos
10.00-15.00: Etlik Meşeli Sokak, Atadan, Kıvrımlı Caddelerinin bir kısmı, Mühendisler Sokak ve civarı, Pursaklar Karina Yapı Kooperatifi, Gölkent, Su Deposu ve civarı.

Mamak ilçesi
13 Ağustos
12.00-13.00: Hasanoğlan Beldesi, Lalahan Beldesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Arşiv Müdürlüğü, Cimpor Çimento Fabrikası, Sultan Sucuk, Erdem Taş Kırma, Hakimler Konut Yapı Kooperatifi.

Türkiye'de Akraba evlilikleri

25/7/2007


Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyoekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.

Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan gen'ler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.

Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o karaktere baskın (dominant) gen , baskın olmayan gen'e resesif (çekinik) gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken, babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer , anneden resesif gen, babadan da dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da tıpkı anne ve babası gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır. Aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller sonucu hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır.Dolayısı ile, akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , resesif genlerin birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha fazla olacaktır.

Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım. Kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun , diğeri için de mavi ise (çekinik) resesif gen diyelim. Anne-babadan birinin göz renginin mavi (m), diğerinin kahverengi (K) olduğunu düşünelim.

Bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (KK), kahverengi-mavi (Km), mavi-kahverengi (mK) ve mavi-mavi (mm) genler gibi dört ihtimal almış olurlar. İlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.

KK=K Km=K mK=K mm=m

İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise %25'tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.

İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir. Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. Dolayısı ile akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , zararlı (resesif) genlerin birbirleriyle karşılaşma olasılığı fazla olacaktır. Akraba ile evlenme, kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden sakıncalıdır. Böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma ihtimali artacaktır. Hastalığın çıkması, iki resesif genin karşılık olarak bir araya gelmesi demektir. Bilindiği üzere resesif genler hastalık taşıyan genlerdir.

Ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.


Kan uyuşması çözüm müdür?

Akraba evliliğinde Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki Rh faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh - , erkeğin ise Rh + olduğu durumlarda oluşabilir. Kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür.Erkekte bulunan Rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya çıkması anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ geriliği (fenilketonüri), Akdeniz Anemisi, Alzeimer, Parkinson, Huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu örnekler arsında sayılmaktadır.

Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi?

Gen analizi de denilen DNA analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk üç ayında birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.Genetik bilimin gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları hız kazanmıştır. Bebeğin anne karnında içinde yüzdüğü sıvıdan, ya da beslenmesini saglayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor.Yapılan testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Bebeğin ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zekâ geriliği anlamına gelen Down sendromunun habercisi olabiliyor. Ayrıca bazı kromozom bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense kalınlığı artıyor. Bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle devam etmektedir.

Marka giymek zorundaydım

16/7/2007
  Parası için 84 yaşındaki anneannesini öldüren liseli genç, bu korkunç gerekçeyi söyledi.


ADANA’da, 3 sınıf arkadaşıyla anneannesi Sebahat Ölçücü’yü 8 yerinden bıçaklayarak öldüren ve 850 YTL’sini gasp eden 17 yaşındaki liseli M.I.’nın, polise, "Reşatbey gibi bir yerde yaşadığım için marka giyip pahalı yaşam sürmek zorundaydım. Bunun için de paraya ihtiyacım vardı" dediği belirtildi. Anneannesinin kendisini çok sevdiğini ifade eden M.I. şöyle konuştu: "Ne zaman istesem anneannem beni boş çevirmez, para verirdi. Ancak daha önce 2 metrelik altın zincir ve bir miktar parasını çalıp sattığım için benden şüphelenip artık para vermemeye başlamıştı."

Esrar içerken plan yaptık

Zanlılardan T.Ş. ile A.O.K. polise verdiği ifadede, "Okul çıkışı esrar içerken M.I. anneannesinde çok para olduğunu, ama artık para vermediğini söyledi. Biz de evden para çalıp hırsızlık süsü verelim diye plan yaptık" dedi.

Gizli kameranın sırrı ne!

7/7/2007

Meclis Başkanı Arınç'ın odasına gizli kamera konuldu mu? Arınç, sırrı aydınlattı...

Günün iddiası TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın odasında "gizli kamera" bulunduğu yönündeydi... Kameranın İtalya Dışişleri Bakanı D'Alema'nın 13 Haziran'daki ziyareti sırasında ortaya çıktığı öne sürülmüştü. İddiaya göre, görüşmenin olduğu salondaki plazma TV'nin altında mikro bir kamera tespit edilmişti.

Bu "gizli kamera sırrı"na ilişkin ilk açıklama Arınç'ın İletişim Başdanışmanı Kemal Öztürk'ten geldi. 

Öncelikle kamera "bir sır" değilmiş... Sabit bir düzenekle çalışıyormuş ve kurulma amacı da tutanak görevlileri ile teknik personelin TBMM Başkanlık Divanı Salonunu'ndaki toplantıları daha iyi izleyebilmelerini sağlamakmış. 

En önemlisi ise bu kamera Arınç'ın odasında değil, TBMM Başkanlık Divanı Salonunda bulunuyormuş. Kamera işlevini yerine getirmediği için kısa süre önce sökülmüş.

ARINÇ'IN İÇİ RAHAT

"Gizli kamera" iddiasına ilişkin bir açıklama da Bülent Arınç'tan geldi. Arınç "O bulunduğu söylenen kamerayı, arka odada bulunan stenografların ve ses kaydı yapanların, kimin konuştuğunu görmesi bakımından düzenlenmiş bir düzenek olarak biliyoruz" dedi...

Peki gizli kamera iddiası nereden çıktı? O noktayı da Arınç şöyle aktarıyor; "Maalesef işe magazin boyutu katmak isteyen bir televizyon muhabiri 1-1,5 ay önce haber yaptı, o haber üzerine bir gazete de ikinci bir haberi yaptı. Yabancı konukları kabul ettiğimiz odada bu imkan var. Başka hiçbir odada simültane tercüme yapma imkanımız yok. Başkanlık makamına yakın olduğu için oraya böyle bir imkan hazırlamıştık. Kullanıldı mı, kullanılmadı mı bilmiyorum ama teknik ekibimizin bize söylediği budur. Merak edilecek, yanlış anlamlar yükleyecek bir şeyler olduğunu zannetmiyorum. Hadise bundan ibarettir.'' dedi.

Ankaranın suyuna bak gözlerimin yaşına bak...

3/7/2007
Başkent'in susuz kalması Karayalçın'ı kızdırdı  
ANKARA (ANKA)- SHP Genel Başkanı ve eski Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın, yaklaşan su kesintilerinin beceriksiz belediye yönetiminden kaynaklandığını söyledi.

Karayalçın, "Böyle bir yönetim olamaz. Su yatırımlarını yapma, 'metroyu Ulaştırma Bakanlığı yapsın' de, gaz hizmetlerini özelleştir, sonra da Belediye yönetiminden söz et. Rahmetli İsmet Paşa sık kullanırdı, ben de söyleyeyim: Hadi canım sen de.”

Başkent'in yerel medyasının etkili ismi Çayyolum gazetesinin, yaşanan su sıkıntısı ile metro ve doğalgaz yatırımlarına ilişkin sorularını yanıtlayan Karayalçın, şunları söyledi:

“Bizim DSİ'nin hazırladığı Su Ana Planımız vardı. Nüfus ne kadar artacak, ne kadar suya ihtiyacımız olacak, bunu nerelerden sağlayacağız ve su ne kadarlık bir alanda dağıtılacak, bunlar hep planlanmıştı. Bolu Gerede sistemi çerçevesinde yapılacak olan Işıklı Barajı ve orada depolanacak suyu Çamlıdere Barajına akıtacak derivasyon tünelleri 2003 yılında bitirilecekken, yapılmamıştır. Gerede'den son derece temiz ve maliyeti son derece düşük su elde edilebilirdi."

Karayalçın, sorunun ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, "Melih Bey, DSİ'nin planlamasını bir kenara atmıştır. Oysa biz, Belediye olarak Su Ana Planında yapımı öngörülen barajların zamanında tamamlanması için o tarihte DSİ'ye 60 trilyon TL ödedik. Bugünkü yönetim de aynı yolu izleyebilirdi. Bir başka barajı yapmanın anlamı yoktur. Ankara için DSİ'nin öngördüğü nüfus beklenenin altında kaldığı için 2007'ye kadar su sorunu bir biçimde idare edilmiştir. Ancak sorun artık çok ciddidir" dedi.
Karayalçın şöyle konuştu:

"Işıklı sisteminin yapımına başlanması için hazırlıklar hemen yapılmalı ve bu sistem kısa zamanda bitirilmelidir. Yıllardan bu yana Hükümet ve Belediye aynı partide. Yapım için hükümetten kaynak sağlanamıyorsa ASKİ'nin kaynakları, kanunla kendine verilen görevler dışında işlerle uğraşmaması koşuluyla, bunu yapmaya yeterli olmalıdır. O da olmuyorsa sermaye piyasasından kaynak yaratabilirler. Bizim yönetimimizde kaynak yaratmak için tahvil ihraç ettik. Yaklaşık 600 milyon dolar kaynak yarattık. Hatta bu paradan yaklaşık 100 milyon dolar da kâr bile ettik. Ama bu yönetim Kızılırmak'tan su sağlamaya yöneldi. Oysa yanlış hatırlamıyorsam Su Ana Planı uyarınca Kızılırmak seçeneği, 2020'lere doğru devreye girecekti, o tarihe kadar da Kızılırmak'ın kirli suları temizlenmiş olacaktı."

Karayalçın, belediye hizmetlerinin açık ve şeffaf olmadığını ifade ederken, Ankara'nın suda, ulaşımda ve enerjide planı olmayan bir kent haline geldiğini söyledi. Karayalçın şunları kaydetti:

"Bugün Ankara Anakent Belediyesi, yaptığı yatırımlar konusunda hiçbir bilgi vermeyen; yaptırdığı inşaatların başına, kaça ihale edildiğini, ne zaman biteceğini, zaman ihale edildiğini belirten bir tabela bile asmayan; internet sitelerine bilgi koymayan kapalı bir kutu durumundadır. Bunu büyük üzüntüyle karşılıyorum. Maalesef Ankara suda da, ulaşımda da, enerjide de planı olmayan bir kent olmuştur."

METRO'DA GELİNEN NOKTA

Gökçek yönetiminin 13 yıldır bir metre ray döşeyemediğini savunan Karayalçın "13 yıldır bu yönetim Batıkent – Sincan, Keçiören- Ulus ve Kızılay- Çayyolu güzergahlarını metro yapacağım diye kazıyor. 13 yıldır bir tek metro vagonu alabilmiş değiller. Bir de sıkılmadan bizim vagonumuz Karayalçın'ın vagonundan daha ucuz demişlerdi" diye konuştu. Karayalçın sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Gökçek'in açıklamalarına göre bir milyar dolara ihtiyaçları varmış. Hazine alır mı, almaz mı, kabul olur mu, olmaz mı bilemem ama bunlar kaynak bulamaz. Çünkü bu yönetimin kredi itibarı yok. Kuşkusuz Hazine kredi alınca ya da kefil olunca metro kısa sürede bitirilir. Bu arada Belediyenin metroyu Ulaştırma Bakanlığı yapsın şeklindeki açıklamasını da teslim bayrağı olarak görüyorum. Bunu Ulaştırma Bakanlığı yapacaksa siz orada ne yapacaksınız?"

DOĞALGAZIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

Karayalçın, Ankara'da doğalgaz satışından kar edilmesini de sert dille eleştirerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Doğalgaz da Ankaralılar için en az su kadar önemli bir sorun haline gelmiştir. Doğalgaz Ankara için özel bir enerji kaynağıdır. Ankara'nın topografyası ve meteorolojik koşulları, hava kirliliğinin önlenmesi için doğalgazın yaygın bir biçimde kullanılmasını gerektirmektedir. O nedenle olanak bulunursa doğalgaz indirimli fiyatla satılmalıdır. Bu olmuyorsa maliyet fiyatının üzerine kesinlikle çıkılmamalıdır. Oysa Ankara Belediyesi bizzat Sayın Gökçek'in dediği gibi doğalgazı yüzde 12 -14 karla satıyor. Ne hakkınız var buna? Neden doğalgaz üzerinden kar ediyorsunuz? Ayrıca Belediye Ankaralılardan peşin topladığı doğalgaz paralarını BOTAŞ'a ödemiyor. Bu olacak iş mi? BOTAŞ'a olan borç nedeniyle EGO'nun bir bölümü özelleştirme adı altında resmen satılıyor. Bu kabul edilemez. Böyle bir yönetim olamaz. Su yatırımlarını yapma, 'metroyu Ulaştırma Bakanlığı yapsın' de, gaz hizmetlerini özelleştir, sonra da Belediye yönetiminden söz et. Rahmetli İsmet Paşa sık kullanırdı, ben de söyleyeyim: Hadi canım sen de.”
« Önceki ::

Blogcu ile yapıldı